Aşık olmak istiyorum sendromu.Aşk,Yalnızlık,Sevgi Ve Narsistlik

Her insan anlatacak güzel bir hikayesi olmasını ister. Mükemmel olmasa bile bir aşk hikayesi ister. Sevilmek sevildiği kadar sevmek ister. Daha çok sevmek ya da daha fazla sevilmek değil sevdiği kadar sevilmek ister sadece. Bu insanın en doğal ihtiyaçlarından biridir yemek yemek, uyumak gibi sevmekte doğal bir ihtiyaçtır.

Daha önceki depresyon yazımdan benim çekiği ve içimdeki boşluğu onunla doldurma çabamı anlatmıştım. İçimde hala bir boşluk var. Ve evet içimdeki ergenin de dediği gibi bu “Aşk”. Yaşadığım tüm sorunların ya da zaman zaman yakınından geçtiğim depresyonun sebebi değil. Sadece içimdeki küçük bir boşluğun nedeni.

Eğer nanarsistseniz inanmadığım şeyler listesi’nin başında Aşk gelir. Bir narsiste sever elbetteki. O da aşık  olur. Hatta narsistliğin tek ilacıdır aşık olmaktır. Eğer bir gün kendinden daha çok seveceği birini bulursa artık narsist değildir. Ama bizim – her narsist benim gibi düşünüyor mu emin olamıyorum yinede bizim demek daha doğru geliyor- aşk anlayışımız biraz farklı. Hani onu gördüğün o ilk 3 saniye zamanın yavaşladığı, şalının uçuştuğu, Love Story’nin fonda çaldığı o 3 saniye bizim için Aşk demek. Karnında kelebeklerin uçuşmasını sağlan o 3 saniye geçicidir. İnsanlar büyük aşkları öldükten ya da onları terk ettikten sonra bile hayatlarına devam edebiliyorlar, tekrar aşık olabiliyorlar. Neden onlar hayattayken ya da onları terk etmemişken olmasın? Hayat o kadar adil değilken ya da insanlar artık masum değilken kimse bunun olmayacağını söyleyemez. Aynı anda bir çok kişiye aşık olabilirsin ama sadece 1 kere birini sevebilirsin. İşte bizim inandığımız kavram bu. Sevgi.

 

Sevgi neydi?… sevgi iyilikti …dostluktu…sevgi emekti.

Eskiden beri hep anlatılan bir masal vardır; Doğru İnsan Masalı. Doğru yerde doğru zamanda doğru kişinin geleceğini anlatan masal. Hepimiz bu masala tüm kalbimizle inanırız. Ama anlamamız gereken şey bunun bir masal olduğu. Doğru insan diye bir şey yoktur belki. Olsa bile o doğru insansa tüm yanlışlıkların arasında bile doğru olur. Ama ben olduğuna çok inanmıyorum. Eğer öyle olsaydı hiçbir insan yalnız ölmezdi. Hiç evde kalan olmazdı. Ya da başka bir teori yürütecek olursak, doğru insan varsa ama ya yanlış insanlaysa ya ölmüşse ya dünyanın öbür ucundaysa ya sizden milyonlarca yıl önce yaşamışsa. Bunu okuyorsanız ve saçmaladığımı düşünüyorsanız o zaman Doğru İnsan Masalına nasıl inanıyorsunuz?

Gözlerimizi açmamız gerek, büyümemiz ve gerçeklerle yüzleşmemiz gerek. Yalnızlığı öğrenmemiz gerek en önemlisi de. Eğer doğru insan gelmezse diye yalnız nasıl yaşanılacağını öğrenmek gerek. Kalbinizin kapılarını kapatın demiyorum ya da her önünüze çıkanla birlikte olup doğru insan olup olmadığını anlamaya çalışında demiyorum. Aşk güzel şey tabiikide yaşamak ve paylaşmak gerek ama hayatımızın odağında olmamalı. Bir insana kalbimizi vermeden emin olmalıyız. Yoksa o gittiğinde çok üzülürüz. Sevgiye dönüşemeyen her aşk biter. Bu yüzden hani derler ya “her gününü son gününmüş gibi yaşa” diye. Aşkda da öyle yapmak lazım   “ona her baktığında onu son kez görüyormuş gibi bak

Hava atmak ya da egomu tatmin etmek için söylemiyorum –narsiste olsak öküz değiliz yani- geçen sene bir hayli kişiden çıkma teklifi aldım. Ama hiç birinin yanında nefesim kesilmedi ya da kalbim karnımda atmadı. Bende ret ettim. Kalbim almadı hiç birini. Eğer kabul etmiş olsaydım birinin teklifini şuan yalnız olmazdım ama içimdeki boşlukta dolmuş olmazdı. Sadece onu da kendimi de üzerdim. Hiçbir zaman mutlu olamazdım. Çift kişilik bir mutsuzluktansa yalnız olmak her zaman daha iyidir. Çünkü sevginin tohumu aşktır. O tohum kalbime düşmeden belki bir gün severim diye kendimi kandıramazdım.

Hayatımda gördüğüm en duygusal en sevmeyi seven olan kuzenim hepimizin büyük bir aşk yaşayıp evleneceğini düşündüğüm kuzenim Mantık Evliliği yaptı. Kriterlerime uyuyor. İşi var, evi var, eli yüzü düzgün, temiz çocuk belki bir gün severim diye evlendi ve sevdi de. Kriterleri çok yüksek olan hepimizin ya Mantık Evliliği yapacağı ya da Evde Kalacağı konusunda hem fikir olduğumuz diğer bir kuzenim çocuğun ailesinin ve kendi ailesinin karşı çıkmalarına rağmen kriterlerine hiç uymayan biriyle Aşk Evliliği yaptı. Şimdi her şey yolunda ve çok mutlu. Yani öncede ne olacağını tahmin edemeyiz. Aşk birden kapınızı çalar ya da çalmaz. Sadece her türlü duruma hazırlıklı olmalıyız. Bir gün geleceği hayaliyle yaşayıp kendimizi kandırmamalıyız. Hayat her ne kadar yalnız çekilmez olsa da bunu başara bilmeli o gelirse daha da güzel olacağını düşünmeliyiz sadece.

Glee’nin 3 sezon 18. Bölümünde Koç Bieste kocasından dayak yediği halde onu affetti ve nedenini şöyle açıkladı: onu terk edemem çünkü başka birinin beni seveceğini düşünmüyorum. ( hatırladığımı yazdım bu anlama gelen bir şeydi birebir değil yani) yalnız kalmamak için böyle şeylere maruz kalmak zorunda değiliz. Çok ünlü kadınlar dayak yediği ya da aldatıldıkları halde kocalarından boşanmıyorlar bu da aynı sebepten ötürü. Çünkü kimsenin onları seveceğini düşünmüyorlar. İşte bu noktada Narsistlik ortaya çıkıyor. Kendini sevmeyen insan başkalarının kendisini sevmesini bekleyemez.

Hiçbir insan sabah kalktığında aynaya bakıp “aa benim gözlerim ne kadar da güzelmiş aman Allah’ım ağza da bak oyy burnuda fındık gibi en iyisi kendimi çok sevip narsist olayım” demez. Bunun bir çok sebepleri vardır ve bunlardan biri ve en önemlisi Yalnızlıktır. Narsist insanlar yalnızlığı benimsemiş insanlardır. Bu aşk konusunda bir artıdır. Ben Narsist Prenses tahtımı beyaz atlı prensim gelene kadar koruyacağıma eğer o gelmezse kendimi sonsuza kadar çok seveceğime ya da onun yerine Shrek gelirse sözümü tutup onu bile seveceğime söz veriyorum :)

Aşk kalbe bir sürü tohum atar ama unutmamak lazım fazla sulanan tohumlar çürür.

About these ads

Aşık olmak istiyorum sendromu.Aşk,Yalnızlık,Sevgi Ve Narsistlik” üzerine 7 yorum

  1. Bir gün geleceğini düşünmek ancak sadece bunu bekleyerek yaşamamak.. Bu narsistlik mi gerçekten yoksa olması gereken mi? Benim beyaz atlı prensim nerde acaba veya hangi zamanda yaşadı?! Bunu bilmeği isterdim belki o zaman onun gelmesini beklemek için gerekçem olabilirdi:D Aslında aşk karşımızdaki insanla alakalı değil-bizim ne istediğimizle alakalı, ne beklediğimizle.. Beklentilerin ne kadar fazla ya da vazgeçilmezse o kadar yalnızsın demektir.. Benim beyaz atlı prensim ispanya’da bence.. oraya mı gitsem belki sokakta rastlaşırız:P

    • Tam olarak narsistlik denemez ama kimsenin gelmeyeceğini düşünen acil durum mekanizmanın elindeki bolca sevgiyi kendine yönlendirmesi narsistlik oluyor bir süre sonra.Keşke öyle bir şansımız olsaydı ve bilseydik nerede olduğunu ama öylede sürprizi kaçardı :D Kesinlikle haklısın Aşk bizim ne istediğimizle alakalı.. Ben yüzyıllar öncesinde yaşadığını düşünüyorum beyaz atlı prensimin bak seninki en azından İspanya’daymış :D

  2. çok güzel yazmışsın ki :)) denizin ve senin yorumunu da okudum ^^ Biri İspanya’da biri geçmişte benimki de gelecekte mi acaba :D :D Neyse benim umudum var gelecekteyse zaman makinesi falan yapar gelir belki kimbilir :)

  3. Çok güzel bi yazı yazmışsın canım. :) Keyifle okudum.
    O kadar aşk dizisi izlememe rağmen bende aşka inanmıyorum. Aslında inanıyorum ama kavuşamayınca ‘aşk’ olduğuna inanıyorum. Sen birini seversin, ama o seni sevmez.. yada ikinizde birbirinizi seversiniz ama kavuşamazsınız vb. örnekler. :(
    Sanırım bahsettiğin o boşluğu bende aşk dizileri, filmleri izleyerek gidermeye çalışıyorum. :)
    Bu arada blogumda ödülün var kabul edersen. :)

Bir şeyler yaz^^

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s